1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Av. Suat Umutlu
  4. Elalem Hapishanesi ve Gri Gerçeklik 2
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Elalem Hapishanesi ve Gri Gerçeklik 2

Elalem Hapishanesi ve Gri Gerçeklik 2

​Suat Umutlu

01.08.2026

“Bir toplumun fikri seviyesi ve bakış

açısı bir kez geriledi mi artık dindarı, dinsizi; aydını, gericisi; âlimi, cahili arasında fark kalmaz…” – Ali Şeriati¹

*

Bir insan içinde kötülük hissi olmadığı halde kendi hayatının “öznesi” olmaktansa, mesela içindeki korkuya rağmen “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyerek susuyorsa bu, sadece toplumun pasif “nesnesi” olduğunu değil sorumluluk bilincinden ve özgürlüğünden de kaçtığını gösteren, “dünyadaki en büyük kötülüklerin sebebi düşünmeyi ve sorgulamayı reddedenlerdir” diyen Hannah Arendt’i² de haklı çıkaran bir durumdur.

Gerçekten aklını kullanma cesaretini kaybeden insan; zaafları, çelişkileri ve utançlarıyla yüzleşmekten kaçar. “Elalem ne der?” baskısıyla kurtuluşu kendi yarattığı hapishanede yalnızlaşmakta bulurken çözümü de dışarıda arar ama fark edemediği temel gerçek, o hapishanenin kapısının hiçbir zaman kilitli olmadığıdır.

Düşünün!

Açlığı, cehaleti ve itaatiyle vicdanını kaybeden, “DijiÇağ” sanal aleminin kölesi olurken duygu ve düşüncelerinde yabancılaşan bir insan kendini dört duvar arasına hapsediyorsa bu ahval ve şeraitin sorumlusu elbette sadece yönetenler olabilir mi?

İyi ile kötünün birbirine karıştığı, güven ve inancın sarsıldığı günümüzde; küçük düşme veya dışlanma korkusuyla ya da özgür yaşamak zor ve maliyetli diyerek duvarların arkasına saklanan; siyaset, spor, sanat gibi “konforlu ve kalabalık alanlarda” adeta bir sürü içinde yaşamayı seçen bir zihniyet iradenin ve vicdani sorumluluğun bir güce, bir otoriteye devredilmesi değil midir?

Toplumsal yozlaşmanın yalnızca kurumsal veya siyasal yapılardan doğmadığını, Baruch Spinoza’nın³ dediği gibi özgürlüğün aklın rehberliğinde yaşamak olduğunu düşünürsek suç ortağı olmadığımız söylenebilir mi?

İlk bölümde;

“Elalem ne der hapishanesi”nin kapısını kilitleyip anahtarını başkalarına teslim edersen asla kendi hayatını yaşayamazsın! Bu sebeple kendini çürümeye terk etme!” demiştik.

Başkalarının yazdığı ve oynadığı sahnede bir figüran olmamanın, yaşadığımız karanlık dünyada mahkum kalmamanın yolu kendi değerlerimizi yaratma cesaretini göstermektir yoksa Friedrich Nietzsche’nin⁴ dediği gibi: “Kendi yolunu yürümeyen insan, elalemin adımlarını sayar.”

Bakınız!

Cehalet ve biat; insanı kendi çürümesinin faili yapan en ağır vebaldir ve boşuna “zihin fukara olunca, fikir ukala olur…” denilmemiştir. Büyük Önder Atatürk de, “Akıl, mantık, zekâ ile hareket etmek en belirgin özelliğimizdir. Hayatımızdaki olaylar da bu gerçeğin delilidir” demiştir.

İnsanoğlunu hem kölelikten ve “sessiz” suç ortaklığından kurtaracak hem de eş, dost, akraba çevresinden oluşan ama günümüzde “DijiÇağ”ın ekranlarına sıkışan “elalem” baskısından dolayı saklandığı hapishaneden çıkaracak olan anahtar akıldır.

Sen!

İçindeki korku ve dıştan gelen baskıyla

içine kapandığın ve pasifleştiğin için kabuğunu kıramamış olabilirsin ama yine içinde var olan akıl ve cesaret gücünü kullanarak kendi kabuğunu kırabilir ve yeni bir hayat kurabilirsin.

Şimdi,

O anahtarı alıp özgürleşmeye hazır mısın?

*

​SUAT UMUTLU

Çivril, 01.08.2026

Dipnotlar;

¹ Ali Şeriati (1933–1977): İranlı sosyolog ve düşünür.

² ​Hannah Arendt (1906–1975): Alman felsefeci ve siyaset bilimci.

³ ​Baruch Spinoza (1632–1677): Hollandalı felsefeci.

⁴ ​Friedrich Nietzsche (1844–1900): Alman filozof.

Elalem Hapishanesi ve Gri Gerçeklik 2
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Giriş Yap

Haberveriyor ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.