Elalem Hapishanesi ve Gri Gerçeklik Suat Umutlu 29.07.2026 Hayatı sadece nefes almak sanıp ömrünü salt başkalarının beğenisini kazanmak için hataları, pişmanlıkları ve keşkeleriyle heba eden ve onlardan korkarak geçiren; servet, makam, haz, bilgi vs.gibi bitmeyen istekleri ve “yarın her şey daha iyi olacak” hayaliyle yaşadığı an’ı erteleyen ama umudu tükendiğinde kendisiyle yüzleşme cesaretini kaybedip kendisini yaşanmamış bir hayata mahkûm eden ve kendi ördüğü dört duvar arasında yalnızlığa düşerken çürüdüğünü gör(e)meyen insanoğlu, “elalem ne der” korkusunu yen(e)medikçe kendi hayatının değil, başkalarının hamalı olarak yaşıyor demektir. Gerçekten; İnsanlık çağlar boyunca gelişse de siyah ile beyaz arasında sıkışan “Gri İnsan”, başkalarına sığınıyor, yalnızlığa düşüyor hatta kendisini kandırıyorsa, çıkış yolu cesaretle ayna karşısına geçip hakikatle yüzleşmesine bağlıdır. Zira zaaflarıyla da var olan insan ne melek kadar saf ne de şeytan kadar kötüdür, sadece pembe masalları bir kenara bırakıp kendisiyle barışırsa kurduğu hapishanenin kapılarını kırabilir. Teknoloji çağında evreni anlıyoruz ama adalet, vicdan ve merhamet söz konusu olduğunda hâlâ çözemediğimiz sorunların sebebi, insanlığın kendisini “olması gereken ideal kalıplara” zorlaması yanında toplumsal kırılganlıkta olabilir. Zira insanları bir arada tutan şey düzenin sağladığı güven olsa da kuralların, denetimin ve yaptırımların yarattığı kriz anlarında ortaya çıkan korkular karşısında vicdanlar da sorgulanmak zorunda… İşte; “Artık insanlık; iyiden iyiliklerden değil de, kötüden ve kötülüklerden “ zevk “ almaya başladı. Oysa zevk derin ve güzel bir kelimedir ve bir şeyi hissederek, fark ederek yaşamak ve yaşattırmaktır. Suç ise bazen vicdanda bazen de hukukta yazılır ve saklanır ki, ihlâl eden sorumlu kişidir, suçludur. Günümüzde zevkli suçları yaşayan ve yaşatan sınıf maalesef! tamamı olmasa bile, siyaset yapanlardır. Zira, soru soran değil sorulardan kaçanlardan oluşuyorlar ve aşırı övünüyorlar ve sövüyorlar. Sebebi, her ikisi de karanlıktaki suçları aydınlığa çıkmasın diye korkudan ha bre bağırıyorlar. Ne uzağı görebiliyorlar ne de içine düştükleri tuzağı görebiliyorlar. Değişimi anlatıyorlar değişimin kendisi, olamıyorlar. Halbuki, siyasetteki en büyük sınav; söylenen ile yapılanın doğru eksende buluşmasıdır. Sonuçta; Herkesin kendinden bir şeyler bulabildiği zevk ve suç; yönetenleri de, yönetilenleri de derin uykulara dalmaya devam ettirirken; uyanmayı dürtükleyecek hiç bir şeyin olmaması ve oluşmaması insanlığın geleceği için, en büyük “ acıyı “ oluşturuyor.” diyor İsmet Orhan. Eğer; Bütün kurallar bir gecede ortadan kalksa, geriye gerçekten vicdan mı kalırdı; yoksa yalnızca güç mü? Unutulmamalıdır ki; Hayat, geride bırakılan iyilik izleridir. Zaman kıymetli ve insanoğlunun başına gelecek her şey kendi içinde kuruluyor. Sen! Sakın kendini başkalarıyla kıyaslama; hiçbir yol seninkine benzemez, kurtuluş dışarıdan gelmez, diğerleri seni yanıltır. Eğer, “Elalem ne der hapishanesi”nin kapısını kilitleyip anahtarını başkalarına teslim edersen asla kendi hayatını yaşayamazsın! Kendini içeride çürümeye terk etme! * “İnsanları mutlu edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insani olmayan, son derece şayan-ı teessüf bir sistemdir.” — Mustafa Kemal Atatürk Suat UMUTLU Çivril, 29.07.2026
- Haberler
- Yazarlar
- Av. Suat Umutlu
- Elalem Hapishanesi: İnsanın Kendi Gerçekliğiyle Yüzleşmesi
yayınlandı
güncellendi
3dk, 13sn
- Bugün 5
- Hafta 5
- Ay 5
- Toplam 5







