A’dan Z’ye: Uyan!
Suat Umutlu / 16 Eylül 2026
“Karanlığa küfredeceğinize, bir mum da siz yakın, yenilgiye uğramak bir şey değil, asıl TÜKENMEK korkunçtur.”
— Albert Camus
*
Adaletsizlik, eşitsizlik, liyakatsizlik ve güvensizlikle yozlaşan bir sistemde, bir taraftan açlığa, sefalete mahkum olurken geleceğe dair inancı da yok olan insanoğlunun diğer taraftan cehaletin pençesinde akıl tutulmasıyla tarihten gelen örf, adet, gelenek ve görenekleri dahil insanî, kültürel, etik vb. tüm değerleri hiç sayarak bile isteye biata ve günlük menfaate alışmasının izahı var mıdır bilinmez ama mevcut halet-i ruhiyesinin kronikleşmiş çaresizlik, mutsuzluk ve umutsuzluk olduğunu biliyoruz, ama “Bugün ne olacak?” merakıyla kalkan, “Bu kadar da olmaz!” endişesiyle yatan birinin yaşamındaki bu belirsizlik ve TÜKENMİŞLİK nereye kadar devam edecektir bilmiyoruz ancak günümüzde hem ahkâm kesenlerin hem de özgür iradesini ve zihinsel melekelerini kaybedenlerin olması adeta toplumsal aklın erozyona uğramasıdır ki, bir devletin bölünmesine hatta yok olmasına sebep olabilecek bu gibi toplumsal çürüme ve yozlaşma dönemlerinde umudu kaybetmemek ve her daim uyanık olmak önemlidir.
Tarihimizde, mesela Osmanlı’nın son döneminde ortaya çıkan çürüme karşısında Tanzimat Fermanı’yla hukuk güvencesi ve kurumsal reform arayışı başlatıldığını; 1. ve 2. Meşrutiyet’in ilanlarıyla sarayın istibdadına karşı meclis kürsülerinden hürriyet çığlıklarının yükseldiğini; Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte tekkelerin kapatılmasından harf devrimine, medeni kanundan toprak reformuna hatta köy enstitülerine kadar uzanan o devasa aydınlanma hamlesiyle “kul”dan “birey” yaratıldığını vaki çöküşlerin de Atatürk önderliğindeki Millî Mücadele ve Lozan’la bertaraf edildiğini görüyoruz. Onun “İstiklal, istikbal, hürriyet, her şey ancak adaletle kaimdir” sözünü dikkate alıp benzer durumlarda vatanseverlerin biraraya gelerek istibdada karşı hürriyet, gericiliğe karşı ilericilik, irticaya karşı laiklik, gelenekçiliğe karşı modernlik vb. mücadelesini verdiklerini bilmelisiniz.
Belki de en önemli olan benzer gerileme dönemlerindeki büyük atılımların ne bedelsiz ne de alternatifsiz olmadığıdır. Özellikle emperyalizmin her daim hedefindeki bir ülkenin ekonomisini, geleneklerini ve kurumlarını hedef alarak iç istikrarsızlık yarattığını ve ülkemiz üzerindeki planlarının da hâlâ sürmekte olduğunu asla unutmamak gerekir. Mehmet Akif’in dediği gibi, “Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar / Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”
Bakınız! Seneca’nın ifadesiyle, yaşamak sadece nefes almak değil düşüncenin armağanı olan iyi yaşamaktır. Bu nedenle “Bugün ne olacak?” endişesiyle ömür tüketmenin değil geleceğin aydınlığında yaşanabilecek bir dünya için aklınızı cesaretle kullanıp “Ben ne yapabilirim?” diyebilmenin vaktidir.
Artık insanlığını şahsi çıkar için öldürenlere; senin inançlarını, samimiyetini ve dostluğunu yalan maskesiyle yıkanlara karşı “hiçbir şey eskisi gibi olmasın” diyebileceğin bir başlangıcın, tıpkı Spinoza’nın dediği gibi “Özgür insan, ölümden değil, yaşamdan korkar” diyebileceğin o vakit sence gelmedi mi?
Ne dersin?
*
”Uyan, uyan
Hadi, uyan
Uyanmıyo’ ya!” – Rüştü Asyalı
Suat Umutlu / Çivril, 16.09.2026
Not: Yavuz ALOGAN ve Ahmet ZORLU’ya teşekkür ederim.
