​A’dan Z’ye: Modern Çağın Eksi(k)leri!

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

​A’dan Z’ye: Modern Çağın Eksi(k)leri!
Suat Umutlu / 20.09.2026

​İnsanı “harcanabilir” bir araç olarak gören, emeğine, çevresine ve topluma karşı yabancılaştıran, insanı insan yapan erdemleri de birer birer yozlaştıran modern! bir dünyada yaşıyoruz.
​Ama!
Teknolojinin, sermayenin yıkıcı gücü karşısında çaresiz ve yalnız kalmasına rağmen aklını, vicdanını hatta isyan ruhunu kaybeden; sorumluluk almaktan ve kendi değerlerini yaratmaktan kaçan, hakikati duymaya dahi tahammül edemeyen, sadece “tükettiği kadar” var olabileceği bir “sürü” peşinde koşmayı “matah” sanan, “Acaba! Ben ne yapıyorum?” demektense kendi ‘elceğiziyle’ kurduğu hapishanede özgür olduğunu zanneden insanın hangi çağda yaşarsa yaşasın özünden uzaklaşıp hırsa kapıldığında bedelinin ağır olacağını ve her daim yalnız kalacağını bil(e)memesi!.
Belki;
“Dünya herkesin ihtiyacına yetecek kadarını sağlasa da herkesin hırsına yetecek kadarını asla sağlamıyor”¹
olabilir ama yaşadığımız dünya kimseye kalmıyor; “saraylar yapsanız da, altınlar yığsanız da son durak iki arşın (metre) toprak”² ve “mezara götürebileceğiniz tek şey, geride bıraktığınız sevgi ve erdemdir”³. O halde bilmemiz gereken şey “hayatın anlamının büyük saraylarda ya da dijital yalanlarda değil, sade bir yaşamda, toprağa basmakta ve iyiliği çoğaltmaktadır.”⁴
Sizce de;
Dünyayı bu kadar betona boğup ağaçları unuttuğumuz için yanılmaya devam ediyor olabilir miyiz?
​Düşünün!
“İnsanın sığınabileceği en güvenli kale olan kendi iç dünyasında aklını kullanarak doğayla uyumlu bir yaşama geri dönmek”⁵ yerine bitmek bilmeyen mal mülk hırsına kapılması, başkalarının sırtından geçinmeyi kabul etmesi ruhunu çürütürken dahi “tabiatın ve her bir canlının içindeki o ilahi ışığı görebilmek için gözlerini ve yüreğini açmaması”⁶, renkleri, güneşi ve doğanın o muazzam coşkusunu unutup ekranların gri loşluğuna mahkûm olmasının sebebi cehaleti, yoksulluğu ve yok olan ruhudur ve hayatımız için en büyük tehlike budur.
Unutulmamalıdır ki,
Bilginin değer gördüğü yerde cehaletin barınamayacağı, hikmetin kök saldığı yerde çağ kapatıp çağ açan bir gücün doğacağıdır. Her şeyin hakikatini ve mahiyetini aklımızla idrak edip doğru bilgiyi sözümüz ve davranışımızla hayata geçirir, faydalı işler yaptığımız zaman medeniyetin, kültürün ve bağımsızlığın gerçek ve hayati değeri anlaşılır.
​O halde,
“Yaşamak şakaya gelmez, dünyayı ve insanı yeniden sevmeye başlamanın, ekmek gibi, su gibi kardeşliği hatırlamanın zamanıdır”⁷ diyelim ve hayatımıza giren alıştığımız ve kanıksadığımız o eksilere ve eksikliklere insanlık tarihinden de bakalım mı?
Mesela;
-“Sorgulanmayan yaşam ve hakikati arama erdemi denilen insanlık”⁸;
-“Dijital dünyanın hızı ve tüketim çılgınlığı nedeniyle yok olan ahlâkî erdem ve mantık”⁹;
-“Gölge oyunlarına kapılıp mağaranın dışındaki güneşi, yani gerçek adaleti ve iyiliği unutmak”¹⁰,
​”İnsanı birer araç haline getiren ve her insana kendi içinde bir amaç olarak yaklaşan evrensel ahlak”¹¹,
-“Her şeyden kuşku duyulacak bir çağda, aklın varlığından bile şüphe edip algoritmalara teslim olmak”¹²;
-“Üretilene, doğaya, insani dayanışmaya yabancılaşmak”¹³,
-“İçteki yaratıcı iradeyi ve hayatın anlamını öldürüp sürü psikolojisiyle yaşamak”¹⁴ gibi gibi…
İşte!
Çağlar öncesinden “modern dünyanın insanına” gelen bu uyarılar; geleceğin aydınlığında insan gibi yaşama arayışımızın dışarıdaki akılsızlara asla teslim edilemeyeceğini, kurtuluşun tek yolunun içimizdeki insanlığı yeniden ortaya çıkarmak olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır.
Neticeten;
Gerçekleri gördüğümüzde susmamızın, inandığımız değerler sarsıldığında acı çekmemizin sebebi aklımızın ve ruhumuzun körleşmesidir. Artık doğru-yanlış gibi olgu yargılarını iyi-kötü gibi değer yargılarıyla karıştırdığımız için “ne bilimin aydınlığını ne de vicdanını taşıyamıyoruz”¹⁵, bu nedenle kurtuluşun, aklın, bilimin ve insan sevgisinin rehberliğinde Atatürk’ün dediği gibi yeniden ‘fikri hür, vicdanı hür’ nesiller yetiştirmek” de olduğunu bilerek
durup düşünmenin, bakıp görmenin, sorumluluk alıp adım atmanın, kısaca insan olmayı denemenin vaktidir.
Son kelam;
“Bırakın!
O ezikliği, ikiyüzlülüğü, soytarılığı, güce tapmayı, yalakalığı, dinbazlığı… Namussuza namussuz, hırsıza hırsız, soytarıya soytarı, eziğe ezik, yalancıya yalancı, şerefsize şerefsiz demeyi deneyin ki kişiliğinizi yeniden kazanabilesiniz…”¹⁶
Ve unutma!
Eğer dünyaya hükmetmek istiyorsan önce kendi nefsine hükmetmelisin.

​Suat Umutlu
Çivril, 20.09.2026

Dipnotlar;
​¹ Gandhi (Hintli lider ve düşünür)
² Yunus Emre (Türk halk ozanı ve tasavvuf şairi)
³ Mevlânâ Celâleddin-i Rumi (İslam filozofu ve mutasavvıf)
⁴ Tolstoy (Rus romancı ve düşünür)
⁵ Marcus Aurelius (Roma İmparatoru ve Stoacı filozof)
⁶ Vincent van Gogh (Hollandalı ressam)
⁷ Nâzım Hikmet (Türk şair)
⁸ Sokrates (Antik Yunan filozofu)
⁹ Aristoteles (Antik Yunan filozof ve bilim insanı)
¹⁰ Platon (Antik Yunan filozofu)
¹¹ Immanuel Kant (Alman filozof)
¹² René Descartes (Fransız filozof ve matematikçi)
¹³ Karl Marx (Alman filozof ve politik ekonomist)
¹⁴ Friedrich Nietzsche (Alman filozof)
¹⁵ İbn Sina (İslam altın çağının hekimi ve filozofu)
¹⁶ Ahmet Zorlu (Yazar / Düşünür)

​A’dan Z’ye: Modern Çağın Eksi(k)leri!
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Giriş Yap

Haberveriyor ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.