​Rölans: Çıkmaz Sokakta Ben, Sen, O!

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

​Rölans: Çıkmaz Sokakta Ben, Sen, O!
Suat Umutlu / 23.09.2026

​Yaşadığı sosyo-ekonomik sorunlar ve gördüğü yozlaşma nedeniyle aklını, vicdanını, isyan ruhunu kaybedip cehaletin pençesinde biata alış(tırıl)an insanoğlunun duyarsızlığı, umursamazlığı ve sorumluluk almaktan kaçması elbette onu yoksulluğa düşürecek hatta bu çaresizliği ve yalnızlığı, çıkmaz bir sokakta elalemin sürüsüyle yürümeye de mahkûm edecektir. Zira huzursuz ve mutsuz olduğu ahval ve şeraitte düşünmekten ve sorgulamaktan çoktan uzaklaşmıştır.

​Öyle ki, insanları “sen bizdensin onlardansın, sen sağcısın solcusun ya da şucusun- bucusun” diyerek sınıflandıran ve arada duvarların örüldüğü; Atatürk’ün “Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır” ilkesinin ve liyakatın unutulup sadece “günü kurtarma”nın revaçta olduğu; Seneca’nın “İnsanı insan yapan, başkalarının acısını hissedebilmesidir”, Martin Luther King’in de “En büyük trajedi kötü insanların zulmü ve şiddeti değil; iyi insanların sessizliğidir” dediği fakat “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyerek yaşamakta ısrar edilen, bir anlamda kendi geleceğini yine kendi eliyle yok eden insanoğlunun arttığı bir ortamda mutluluğu mümkün olabilir mi?

​Diğer taraftan dünyanın en mutlu insanlarının yaşadığı ülkelerin refah tablolarına bakıp “Neden mutlu değilim?” diyerek hayıflanırken, onların eğitimde, sağlıkta, ekonomide bilimin ışığında yürüdüğünü hiç düşün(e)memesi ve mutluluğu etnik kökende, huzuru kimlikte, başarısızlığı başkalarında araması tam anlamıyla toplumsal sorumsuzluk halidir. Bunu sadece ekonomideki darboğazda, siyasetteki gerginliklerde ya da kutuplaşmalarda değil, daha derin “bir yara“ olduğunda aramak gerekir diye düşünüyorum.

​Mesela aynı ülkenin vatandaşı olabiliyoruz ama ortak vicdanı yaratan; aynı hukuka, aynı ülkeye sahip çıkacak, aynı geleceğin insanları olabiliyor muyuz?

​Keza akıl ve bilimin yerine dogmaları, liyakatin yerine sadakati koyarak adeta hurafelerin karanlık yüzünde uçup “ortak gelecek” duygumuzu hatta hayalimizi kaybetmiyor muyuz?

​İşte böyle bir durumda mutsuz, huzursuz hatta umutsuz kalıyorsak mutlaka bir eksiğimiz var demektir. Biz ne zamanki işler kötüye gitse suçu başkalarında arama kolaycılığına kapılıyor hatta bunu normalleştiriyoruz; kimliklerimizi, hurafelerimizi ve aidiyetlerimizi bir kenara bırakmıyor ve en önemlisi farklılıklarımızı zenginlik bilip, akıl ve bilimi bir rehber olarak da görmüyoruz.

​Elbette eksikliklerimizi yok edebilir ve bu topraklarda aynı geleceğin insanları olabiliriz. Bilmeliyiz ki, hayat bir oyun değil ve şakaya gelmez; bu nedenle başkalarını suçlamanın değil, kendi hikayemizi yeniden yazmanın; “Dünyayı ve insanı yeniden sevmeye başlamanın, ekmek gibi, su gibi kardeşliği hatırlamanın zamanıdır.” Zira mutlu olmanın sırrı sadece soyut bir vicdan değil, arkasındaki en somut “akıl, bilim ve liyakat” olup tek eksiğimiz o ruha sahip insanların yokluğudur.
​Diyorum ki;
Ben, sen, o!
O çıkmaz sokaktan çıkışın anahtarlarıyız. Yeter ki “o insanlardan biri” olmaktan korkmayın!

​Suat Umutlu
Çivril, 23.09.2026

Not: Değerli gazeteci yazar İsmet Orhan’a teşekkür ederim.

​Rölans: Çıkmaz Sokakta Ben, Sen, O!
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Giriş Yap

Haberveriyor ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.