Samsun’da Medicana International Hastanesi’nde görevli Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Sönmez Ocak, reçetesiz olarak temin edilebilen ikinci kuşak zayıflama iğnelerinin cilt altı yağ dokusunu hızla eritmesi nedeniyle yüz hatlarında istenmeyen değişikliklere yol açabileceği konusunda uyardı.
İlk olarak şeker hastaları için geliştirilen bu iğnelerin, zamanla diyet ve egzersiz yapmadan zayıflamak isteyenler tarafından yaygın olarak kullanıldığını belirten Ocak, bu ilaçların potansiyel yan etkileri ve kullanım amaçları hakkında bilgi verdi.
Ocak, “Zayıflama iğneleri son zamanlarda oldukça popüler hale geldi. Ancak bu ilaçların kullanımı sırasında dikkat edilmesi gereken noktalar var. Bu iğneler, yaklaşık 15 yıl önce şeker hastalarının tedavisi amacıyla geliştirilmişti. Şeker hastalarında ciddi kilo kaybı sağladıktan sonra, zayıflama amacıyla kullanılmaya başlandı. Bu iğneler, vücutta tokluk hormonuna benzer bir molekül içerdiği için kullanıcılar yemek yememesine rağmen tokluk hissi yaşıyorlar,” dedi.
Doç. Dr. Ocak, zayıflama iğnelerinin obezite tedavisine alternatif olmadığını vurgulayarak, “Bu iğnelerle kişi vücut ağırlığının maksimum yüzde 20’sini kaybedebilir. Yüksek kilolu hastalarda bu kilo kaybı yeterli olmayabilir ve bu nedenle cerrahi öneriyoruz. Cerrahiye uygun olmayan obez hastalarda kullanılabilir,” şeklinde konuştu.
Yan etkilerinin genellikle bulantı, kabızlık ve ishal gibi rahatsızlıklar olduğunu ifade eden Ocak, “Deneysel çalışmalarda pankreas iltihabı ve safra kesesi taşları gibi ciddi sorunlarla karşılaşılabileceği gösterilmiştir. Ancak geniş hasta serilerinde büyük problemlerle karşılaşmıyoruz,” dedi.
Ocak, herkesin reçetesiz zayıflama iğnesi alabilmesinin tehlikeli olduğunu belirterek, “Bu ilaçların kullanımı öncesinde mutlaka uzman hekimlere danışılması gerekiyor. Ayrıca hastaların tiroid nodülü, pankreatit veya safra kesesi taşı gibi sağlık sorunları olup olmadığının araştırılması şart,” diye ekledi.
Son olarak, zayıflama iğnelerinin cilt altı yağ dokusunu hızla eritmesi nedeniyle yüz hatlarında istenmeyen değişikliklere neden olabileceğini belirten Ocak, bu süreçte diyetisyen ve hekim kontrolünün önemine dikkat çekti.






















