Gazeteci-yazar Şule Yüksel Şenler, vefatının 7. yılında İstanbul’da düzenlenen programla anıldı. Şenler’in biyografisini kaleme alan yazar Demet Tezcan, gençlerle buluşarak onun hayatından az bilinen hatıraları anlattı. Tezcan’ın aktardığı, Şenler’in hayatının son döneminde söylediği “Şule tek başına bir ordu” sözü programa damga vurdu.
Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV), gazeteci-yazar Şule Yüksel Şenler’in vefatının 7. yılı dolayısıyla 28 Ağustos’ta İstanbul’da anma programı düzenledi.
Ümraniye Dudullu’da bulunan GİF Şule Yüksel Şenler Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen programa TÜRGEV ve Güzel İşler Fabrikası (GİF) öğrencileri katıldı.
Programda TRT’nin uluslararası dijital platformu tabii’de yayımlanan ve Şenler’in hayatını konu alan “Şule Senin Hikayen” dizisinin bir bölümü gösterildi. Gösterimin ardından Şenler’in biyografisini kaleme alan yazar Demet Tezcan, gençlerle bir araya geldi.
Demet Tezcan: “O Cesarete Hepimizin İhtiyacı Var”
Şule Yüksel Şenler’le henüz 19-20 yaşlarındayken tanışan ve yıllarca yakınında bulunan Demet Tezcan, Şenler’i tek kelimeyle anlatması istendiğinde “cesaret” yanıtını verdi.
Şenler’in farklı kuşaklar üzerinde önemli bir etki bıraktığını belirten Tezcan, “Şule ablanın mücadeleci ruhu hepimizin ruhunu ateşledi. Bizden önceki gençliğin, bizim ve bizden sonrakilerin de ruhunu ateşledi. O cesarete hepimizin ihtiyacı var” dedi.
Tezcan, yıllar içerisinde Şenler’in konferanslarına katılmış çok sayıda kişiyle karşılaştığını belirterek, erkeklerin de kendisine “Şule Hanım’ı dinleyince biz özgüven tazelerdik. Şule Hanım’ın yazılarında cesaret bulurduk” dediğini aktardı.
“On Başörtülü Genç Kızı Yan Yana Görebilecek Miyim?”
Söyleşide Şenler’in genç kadınlara yönelik çalışmalarının ilk dönemlerinden bir hatıra da paylaşıldı.
Tezcan’ın aktardığına göre Şenler, dönemin moda dergilerinden kestiği kadın fotoğraflarının üzerine guaj boyayla başörtüsü çiziyor, hazırladığı modellerin kalıp ve tariflerini gazetede okuyucularıyla paylaşıyordu.
Bir gün 10 modelin fotoğrafına başörtüsü çizdikten sonra çalışmalarına uzaktan bakan Şenler’in duygulanarak, “Yarabbi, bir gün ben de sokaklarımızda on tane başörtülü genç kızı yan yana görebilecek miyim” diye dua ettiği aktarıldı.
Tezcan, Şenler’in genç kadınlara yönelik “şık, zarif, modern” yaklaşımının dönemin gençleri arasında karşılık bulduğunu ifade etti.
Anadolu’yu Şehir Şehir Dolaştı
Şule Yüksel Şenler’in 1960’lı yıllardan itibaren yazıları ve Anadolu’nun farklı şehirlerinde düzenlediği konferanslarla geniş kitlelere ulaştığını anlatan Tezcan, Şenler’in yoğun bir çalışma temposuyla şehir şehir dolaştığını söyledi.
Şenler’in hayatından gençlere kalan en güçlü mesajı “azim, kararlılık ve dik duruş” sözleriyle ifade eden Tezcan, onun çalışmalarını takdir görme kaygısıyla yürütmediğini belirtti.
“Kızım, Benim Davam Bilinsin”
Demet Tezcan, Şenler’le ilk karşılaşmalarından birinde kendi yazısını okuyan Şenler’in kendisine “Demetçiğim, sen yazmalısın” dediğini anlattı.
Aradan yaklaşık 15 yıl geçtikten sonra köşe yazarı olan Tezcan, Şenler’in hayatının ve çalışmalarının unutulmaması gerektiğini düşünerek biyografisini yazmaya karar verdi.
Yaklaşık iki yıl süren çalışma sırasında Şenler’in kendisine, “Kızım, benim davam bilinsin” dediğini aktaran Tezcan, ilk yıl Şenler’i ve dönemin tanıklarını dinlediğini, daha sonra hazırladığı metni Şenler’in okuyarak değerlendirdiğini söyledi.
“Huzur Sokağı Bir Aşk Romanı Değil”
Şenler’in geniş okuyucu kitlesine ulaşan “Huzur Sokağı” romanı da söyleşide gündeme geldi.
Tezcan, gençlik yıllarında kitabı okuduğunda romanın sonuna itiraz ettiğini ve Şenler’in kendisine, “Bu bir aşk romanı değil. Eğer aşk romanı olsaydı farklı bir sonu olabilirdi. Fakat bu, Leyla’dan Mevla’yı bulmanın hikayesi” cevabını verdiğini aktardı.
Tezcan ayrıca yıllar sonra kitabın neden “Huzur Sokağı” adını taşıdığını sorduğunda Şenler’in, “Eğer İslam bir sokakta yaşanırsa bir mahallede yaşanır. Bir mahallede yaşanırsa bir şehirde ve tüm ülkede yaşanabilir” dediğini anlattı.
Şenler’in en bilinen eserlerinden “Huzur Sokağı”, “Birleşen Yollar” adıyla sinemaya da uyarlandı.
67 Yaşında Bilgisayar Kullanmayı Öğrendi
Programda Şenler’in yeniliklere ve iletişim teknolojilerine ilgisini gösteren bir başka hatıra da anlatıldı.
Tezcan, biyografi çalışmasının yapıldığı dönemde 67 yaşında olan Şenler’in bilgisayarda yazmayı ve MSN üzerinden iletişim kurmayı öğrendiğini söyledi.
Şenler’in yeniliklere açık olduğunu vurgulayan Tezcan, sağlığı el verseydi yeni iletişim araçlarını da aktif şekilde kullanacağını düşündüğünü ifade etti.
Hayatının Son Döneminde Söylediği Söz: “Şule Tek Başına Bir Ordu”
Söyleşinin dikkat çeken bölümlerinden biri Şule Yüksel Şenler’in hayatının son dönemine ilişkin anlatılan hatıra oldu.
Tezcan, Şenler’in vefatından önce yaklaşık 8 ay hastanede kaldığını, bilincinin zaman zaman açık olduğu bu dönemde kendisini ziyaret ettiğini anlattı.
Ziyaretlerden birinde Şenler’in kendisini ve yanındakileri tanıyıp tanımadığını anlamak için isimlerini sorduğunu belirten Tezcan, doğru cevapların ardından “Şule Yüksel Şenler…” diyerek sözü ona bıraktığını söyledi.
Şenler’in verdiği cevap ise “Şule tek başına bir ordu” oldu.
Şule Yüksel Şenler’in Adı Yeni Kuşaklarla Yaşıyor
29 Mayıs 1938’de Kayseri’de dünyaya gelen Şule Yüksel Şenler, yazıları, konferansları ve eserleriyle Türkiye’nin yakın dönem fikir ve kültür hayatında iz bıraktı. Şenler, 28 Ağustos 2019’da İstanbul’da 81 yaşında hayatını kaybetti.
Bugün İstanbul Ümraniye Dudullu’da bulunan ve onun adını taşıyan GİF Şule Yüksel Şenler Yerleşkesi, gençlerin eğitim ve üretim çalışmalarına ev sahipliği yapıyor.
Yerleşkede gençler dijital sanat, yapay zeka ve yeni medya gibi alanlarda çalışmalarını sürdürüyor. Şenler’in hatırası, vefatının 7. yılında da adını taşıyan yerleşkede yeni kuşaklarla buluşmaya devam ediyor.






















