Meme Kanserinde Aile Öyküsü Olmayanlar da Risk Altında

featured
Meme Kanserinde Aile Öyküsü Olmayanlar da Risk Altında
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ömür Karakoyun Çelik, meme kanserinin ailesinde hastalık öyküsü bulunmayan kadınlarda da görülebileceğini belirterek erken tanının önemine dikkat çekti. Çelik, yaşa ve kişisel risk durumuna uygun mamografi taramalarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında açıklamalarda bulunan Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ömür Karakoyun Çelik, meme kanserinin yalnızca genetik yatkınlığı bulunan kadınlarda ortaya çıkmadığını söyledi. Hastalığın genetik değişiklikler, hormonal faktörler, çevresel etkiler ve yaşam biçimi gibi çeşitli etkenlerin bir araya gelmesiyle yıllar içinde gelişebildiğini belirten Çelik, düzenli taramaların erken tanı açısından kritik rol oynadığını ifade etti.

Meme kanserinin belirti vermeden erken evrede tespit edilmesinin tedavi başarısını artırabildiğine işaret eden Çelik, kadınların kendi vücutlarındaki değişiklikleri takip etmelerini ve gerekli durumlarda sağlık kuruluşlarına başvurmalarını önerdi.

“Erken evrede yakalamak hayat kurtarabilir”

Kanserin çoğu zaman tek bir nedenle ortaya çıkmadığını belirten Prof. Dr. Çelik, vücuttaki hücrelerin DNA’sında meydana gelen değişikliklerin zaman içinde birikebildiğini anlattı. Hücrelerin büyük bölümündeki hataların onarım mekanizmaları ve bağışıklık sistemi tarafından kontrol edildiğini kaydeden Çelik, bazı hücrelerin ise bu denetimden kaçıp kontrolsüz çoğalabildiğini söyledi.

Kanser riskini tamamen ortadan kaldırmanın her zaman mümkün olmadığını vurgulayan Çelik, korunma ve erken tanı için değiştirilebilir risk faktörlerinin azaltılması, aile öyküsünün bilinmesi ve taramaların aksatılmaması gerektiğini belirtti.

Çelik, “Meme kanserinden korunmak önemlidir; ancak hastalık geliştiğinde onu mümkün olan en erken evrede yakalamak hayat kurtarabilir” dedi.

Sağlıklı yaşam alışkanlıkları riski azaltmada önemli

Dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve yeterli uykunun sağlıklı yaşamın önemli parçaları olduğunu belirten Çelik, sigaradan uzak durulması ve alkol tüketiminin sınırlandırılması gerektiğini ifade etti.

Sigara dumanındaki kanserojen maddelerin DNA hasarına yol açabildiğini, alkol tüketiminin ise meme kanseri riskini artırdığının bilimsel çalışmalarla gösterildiğini kaydetti.

Bağışıklık sisteminin anormal hücrelerin kontrolünde de rol oynadığını anlatan Çelik, yetersiz uyku, uzun süreli stres ve dinlenme eksikliğinin bağışıklık sisteminin işleyişini etkileyebileceğini söyledi. Ancak bu etkenlerin tek başına meme kanserine neden olduğunu söylemenin bilimsel açıdan doğru olmadığını vurguladı.

Kanserin sağlıklı yaşam alışkanlıklarına sahip kişilerde de gelişebileceğini hatırlatan Çelik, “Kanser olmak, kişinin kendisine yeterince iyi bakmadığı veya bağışıklığının zayıf olduğu anlamına gelmez” diye konuştu.

Ailede kanser öyküsü riski artırabilir

Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu belirten Çelik, yaş, hormonal faktörler, yaşam biçimi, çevresel etkiler ve genetik yatkınlığın hastalığın gelişiminde rol oynayabildiğini söyledi.

Anne, kız kardeş, teyze veya anneanne gibi yakın akrabalarda meme kanseri bulunmasının risk değerlendirmesinde önem taşıdığını belirten Çelik, baba tarafından gelen aile öyküsünün de dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki bazı kalıtsal değişikliklerin meme kanseri riskini belirgin ölçüde artırabildiğini kaydeden Çelik, meme kanserlerinin yaklaşık yüzde 5-10’unun doğrudan genetik yatkınlıkla ilişkili olduğunu belirtti. Ailesinde birden fazla meme veya yumurtalık kanseri vakası bulunan ya da genç yaşta kanser tanısı almış yakınları olan kadınların genetik danışmanlık açısından değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

Ailede kanser görülmemesi güvence değil

Ailesinde meme kanseri öyküsü bulunmayan kadınların da risk altında olabileceğini vurgulayan Çelik, meme kanseri tanısı alan kadınların büyük bölümünün ailesinde belirgin bir meme kanseri öyküsü bulunmadığını söyledi.

Bilinen risk faktörlerinin olmamasının hastalığın gelişmeyeceği anlamına gelmediğini belirten Çelik, her kadının meme sağlığının farkında olması ve yaşına uygun taramaları yaptırması gerektiğini ifade etti.

Hangi belirtilerde doktora başvurulmalı?

Meme kanserinde yeni gelişen kitle, meme başından kanlı akıntı, meme başında içeri dönme veya açıklanamayan değişikliklerin dikkate alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Çelik, bu belirtiler fark edildiğinde zaman kaybetmeden hekime başvurulmasını önerdi.

Meme kanserinin tedavisinde cerrahi, radyoterapi ve sistemik tedavi yöntemlerinin kullanılabildiğini kaydeden Çelik, hastalığın erken evrede tespit edilmesinin tedavi başarısını artırabildiğini, memenin korunmasına ve daha sınırlı tedavi uygulanmasına olanak sağlayabildiğini söyledi.

40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi önerisi

Yaşa ve kişisel risk durumuna uygun mamografi taramalarının, elle hissedilemeyecek kadar küçük tümörlerin tespit edilmesini sağlayabildiğini belirten Çelik, Türkiye’deki ulusal tarama programında 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi önerildiğini hatırlattı.

Yüksek risk grubundaki kadınlarda taramaların daha erken yaşta başlayabileceğini ve farklı görüntüleme yöntemleriyle desteklenebileceğini ifade eden Çelik, tarama planının kişisel risk durumuna göre sağlık uzmanları tarafından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Meme Kanserinde Aile Öyküsü Olmayanlar da Risk Altında
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Giriş Yap

Haberveriyor ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Yapay Zeka Haber Sistemi ile Sohbet Et

Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir