Galatasaray’da Scouting Alarmı: Devşirme Mevkilerle Ne Kadar Gidilir?
Galatasaray’da son yıllarda transfer politikaları sıkça tartışılıyor. Kim geldi, kim gitti, kaç para harcandı… Ancak tüm bu gürültünün arasında gözden kaçan çok daha temel bir mesele var: scouting anlayışı. Çünkü sahaya yansıyan tablo artık sadece eleştiri değil, ciddi bir sorgulamayı zorunlu kılıyor.
Galatasaray’da eksikler çoğu zaman aynı yöntemle giderilmeye çalışılıyor.
Gomis’in yokluğu yine Gomis benzeri bir oyuncuyla,
Lemina’nın eksikliği Lemina profiliyle,
Sacha Boey’un yokluğu ise neredeyse bire bir Boey kopyasıyla doldurulmak isteniyor.
Bu yaklaşım ilk bakışta mantıklı gibi görünebilir. Ancak futbol, bire bir kopyalarla değil, doğru profil – doğru mevki – doğru zamanlama ile oynanan bir oyun. Bugün Galatasaray’da bu üçlünün kağıt üzerinde kaldığını söylemek maalesef zor değil.
Devşirme Mevki Gerçeği
Galatasaray’ın kronik sorunlarından biri de devşirme mevki oyuncuları. Bu sezon değil, son birkaç sezondur süregelen bir problemden bahsediyoruz.
Sallai, orijini itibarıyla bir sağ açık. Ancak Galatasaray’da sağ bek olarak sahaya sürüldü. Mücadele etti, elinden geleni yaptı, hatta zaman zaman alkış aldı. Ama gerçek değişmedi: Savunma içgüdüsü sonradan kazanılmaz. Bu yüzden kritik anlarda yapılan kademe hataları kaçınılmaz oldu.
Kazımcan Karataş’ın hikâyesi de farklı değil. Galatasaray’a gelmeden önce sol açık oynayan bir oyuncu, sarı-kırmızılı formayla sol bekte denendi. Hücumda katkı verdiği anlar oldu ama savunma refleksi gerektiren pozisyonlarda büyük problemler yaşandı. Çünkü kanat oyuncusuna savunma bilinci öğretilebilir, ama içgüdü hâline getirmek kolay değildir.
Yanlış Mevkide Kaybolan Yetenekler
Yunus Akgün, sağ açık ya da sol açık oynadığında fark yaratabilen bir futbolcu. Kendisi bile “sağ kanatta daha rahat hissediyorum” demişken, on numara pozisyonunda oynatıldı. Sonuç çok netti: Oyunun dışında kalan, temposu düşen, etkisiz bir Yunus.
Kerem Aktürkoğlu ise bu meselenin belki de en çarpıcı örneği. Galatasaray’da sol açık oynarken adeta uçuyordu. Forvet arkasına çekildiğinde ise performansı belirgin şekilde düştü. Galatasaray’dan ayrıldı, Benfica’da yeniden sol kanatta oynadı ve eski Kerem geri döndü. Bu bir tesadüf değil, mevki gerçeği.
Barış Alper Yılmaz ise Galatasaray’daki karmaşanın adeta özeti gibi. Ne tam bir kanat, ne net bir santrfor. Çok yönlü olması avantaj gibi görünse de, bu durum aynı zamanda takımın net rol tanımları yapamadığını da gösteriyor.
Yeni Bir Deneme mi Geliyor?
Şimdi de Singo için “orta sahaya çekilebilir” söylemleri konuşuluyor. Yani yeni bir devşirme mevki hikâyesi daha kapıda. Oysa Galatasaray gerçekten bir kanat oyuncusunu orta sahaya adapte etmek istiyorsa, kadro içinde bu role en yatkın isim bellidir: Sallai.
Ayağı temiz, pres gücü yüksek, mücadeleden kaçmıyor, temposu var. Elbette orijin bir 6 ya da 8 numara olmaz. Ama mevcut kadro içinde bu role en az sırıtan, en mantıklı aday Sallai’dir. Diğer denemeler, sadece yeni sorunlar üretir.
Sorun Kimde?
Sorun oyuncularda değil.
Sorun, her eksikliği “eldeki oyuncuyla yamamaya” çalışan anlayışta.
Scouting; boşlukları doldurmak için vardır,
mevcut oyuncuları eğip bükmek için değil.
Galatasaray bu bakış açısını değiştirmediği sürece, rakipleriyle değil; kendi yaptığı hatalarla yarışmaya devam eder. Ve bu yarış, ne yazık ki şampiyonluk getirmez.
